15 Mart 2012

Kış Güneşi


Malzemeler:

250 ml ılık süt
125 ml sıvı yağ
2 yumurta
2 paket maya
3 yemek kaşığı şeker (3 tbsp) 
2 tatlı kaşığı tuz  (2 tsp)
Alabildiğince un
100 gr eritilmiş tereyağ

Üzeri için:
1 yumurta sarısı
30 ml süt

Ilık süt, 2 paket instant maya, şeker, sıvıyağ, yumurta ve 2 su bardağı (2 cup) kadar un iyice karıştırılır.  Daha sonra yavaş yavaş un eklenir. Sert elastiki bir hamur elde edilir. Hamurun üzeri strech filmle kapatıldıktan sonra mutfak havlusuna sarılıp ılık bir ortamda yaklaşık 1 saat kadar mayalanması sağlanır.

Mayalanan hamurdan 120 gr lık 5 beze, 80 gr lık 6 beze çıkartılır. Hamuru tartarak bezelere ayırmak bize çok kolay geldi. Birinin diğerinden büyük veya küçük olma şansı yoktu. Şayet evinizde mutfak tartınız yoksa hamurun 2/3 ünü 5 eşit parçaya, 1/3 ünü ise 6 eşit parçaya ayırıyorsunuz.



120 gr lık bezelerin 4 tanesi merdane yardımıyla 22 cm genişliğinde açılıp, aralarına eritilmiş tereyağ sürülür. 5. beze yaklaşık 26 cm genişliğinde açılarak diğer 4 bezenin üzerine örtülür. Kenarlarda kalan fazla hamur içe doğru katlanır.


80 gr lık bezeler in 4 tanesi 14 cm genişliğinde açılıp, aralarına eritilmiş tereyağ sürüldükten sonra 5. beze 18 cm genişliğinde açılıp diğer 4 beze yanlardan görünmeyecek şekilde örtülür. 5. bezeden kenarlara taşanlar en alta doğru kapatılır. 6. bezeye herhangi bir işlem yapmayıp bekletiyoruz.

22 cm genişliğinde olan 5 beze şekildeki gibi kesilir. Tamamen kesmiyoruz. Kenarlarda 2,5-3 cm kadar alan bırakalım ki dışarıya çevirdiğimizde kopmasınlar.


Kesilen üçgen şeklindeki bölümler en alttaki bezeden tutarak dışa doğru çevrilir.

Üçgenlerin tamamı dışa doğru çekerek çevrilir. Şeklimiz yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.:))


Hepsini dışa doğru çevirdikten sonra tam ortasındaki boşluğa 14 cm genişliğinde açtığımız 5 beze yerleştirilir.


Bu bezeler de geniş bezelerdeki gibi kesilir.

 Bunlarada aynı işlem uygulanıp üçgenler dışarıya doğru çekerek çevrilir.

Şeklimiz neredeyse tamamlanmak üzere. En son kenarda beklettiğimiz hiç bir işlem yapmadığımız 80 gr ağırlığındaki 6. bezeyi yuvarlayıp tam ortasındaki boşluğa yerleştiriyoruz.

Şeklimiz tamamlandıktan sonra tepsimizin üzerini strech filmle iyice kapatıp, mutfak havlusuna sararak en az 30 dakika tepsi mayasının gelmesini bekliyoruz. Tepsi mayası gelince üzerine odasıcaklığındaki sütle inceltilmiş yumurta sarısını sürüp, susam, çörekotu, haşhaş tohumu vb materyallerle süslüyoruz.

180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri nar gibi kızarıncaya kadar pişiriyoruz.


Fırından çıkınca üzerine havlu peçete örtüp, mutfak havlusuna sarıp soğumasını bekliyoruz. 
Meşakkatli gibi görünmekle birlikte çok çok kolay. Şimdiden afiyetler olsun.
*** Orjini Romanya olan "Ayçiçeği" adı verilen bir tür ekmek. Bir gün birileri çıkıp ne demeye isimleri değiştirip duruyorsunuz diye soracak onlar sormadan ben cevaplayayım. Bu kadar ihtişamlı bir ekmeğe sadece "Ayçiçeği" demek haksızlık olmuş. Aslını inkar etmiyoruz, ama çok güzel olduğu için kıymetini arttırmak adına "Kış Güneşi" demek istiyoruz. Buz gibi bir havada çayımızın yanında sıcacık bu ekmeğin tadını çıkartmış olmamızın etkiside yadsınamaz.:)))

***Anlatırken yine bocalıyorum ekmek mi desem, poğaça mı desem, çünkü bizim damak zevkimize göre ekmek değil. Poğaça tadında, ama yapılış şekline bakarsanız bizdeki poğaçanın sunum şeklinden çok farklı, ekmek kılığına girmiş poğaça demek belki daha doğru olur:))))) Bizdeki çiçek ekmeği çağrıştırıyor. Görsel bir şölen olduğunu inanılmaz koktuğunu söylemeliyim. Çay ikramlarında, açık büfede kesinlikle masanın kraliçesi olacak güzellikte. Resimlerde yeterince yansıtamadım. Koku kısmını tamamen geçiyorum. Tad... Kusursuz.... Yumuşacık.... İlk yediğimde Romenler ağızlarının tadını biliyorlar diye düşündüm. Hem böyle lezzetli hem bol kalorili ekmekleri yiyip nasıl böyle zayıf kalabiliyorlar. Kıskanılmayacak gibi değil doğrusu.:)))) Allah muafaza bizim bunu her gün yediğimizi düşünüyorum da.:))) Sanırım arada bir yemekten bir şey çıkmaz.

Bulgaristanda da buna benzer ekmekler var ama onlar bu ekmekleri yalnızca özel günlerde yiyorlar. Özellikle düğünlerde, açılışlarda folklor kıyafetleri giymiş bir genç kız elinde ekmek ve ekmeğin tam ortasına oturtulmuş bir bal kasesi ile misafirleri karşılıyor.  Gelenler ekmekten bir parça kopartıp bala batırarak yiyorlar. Düğünde daha farklı ekmek ve bal dolu bir kase getiriliyor kayınvalide bir parça ekmek kopartıp bala batırarak geline, gelin de kayınvalideye yediriyor. Bunun anlamı da iyi geçinelim birbirimize karşı hep tatlı dilli olalım demekmiş.




6 yorum:

Adsız dedi ki...

ÇOK ŞIK ,ÇOK LEZZETLİ,ÇOK GELENEKSEL...
SAYENİZDE FARKLI KÜLTÜRLERİN FARKLI MUTFAKLARINI KEŞFEDİYORUZ
ELLERİNİZE SAĞLIK ZUHAL HANIM...
BİRSOSH

Adsız dedi ki...

siz kolay diyorsunuz ama çok meşakatli gibi görünüyor size kolay gelmesi çok normal sizin gibi becerikli olsam bana da kolay gelirdi... muazzez

Adsız dedi ki...

Zühal hanım siz benim yegane rehberimsiniz...yayınladığınız herşeyi deniyorum. Ellerinize sağlık. Hülya

Zühal dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum. Rehber olabilme misyonumuzu yerine getiribiliyorsak ne mutlu bizlere. Amacımız sizlere hem geleneksel tadlarımızı hatırlatmak hem de yeni lezzetlerle tanıştırmak. Sevgiler selamlar.:)))

Adsız dedi ki...

Zühal Hanım bugün blogunuza tıkladığımda karşılaştığım manzaralar mükemmeldi. Ben sizin kadar maharetli olsam keşke...İşten eve gidip iki dakikada olan malzemelerle ile karın doyurma maksatlı bir mutfak macerasından sonra direk kanepe...işte bu kadar. Süheyla

Zühal dedi ki...

Eminim sizde çok güzel yemekler yapıyorsunuzdur. İki dakikada birşeyler yapabilmek herkese özgü bir meziyet değildir. Mutfakta olmak beni dinlendiriyor. Keyif alıyorum. Özellikle ilk kez denediğim bir reçetenin sonucunu yiyen kişilerin tepkisini sabırsızlıkla izliyorum. Benimkisi maharetli olmak değil, ben pes etmiyorum. O reçete tutana kadar uğraşıyorum. Mesela madlen kurabiye tarifinde mükemmeli buluncaya kadar en az 7-8 kez denedim. Cafede yediğim o lezzeti yakalamaktı istediğim. Pes etmeyince başarıyor insan. Selam ve sevgilerimle :)))